If clause koşul cümlesidir. Virgül ile ayrılan iki ayrı cümleden oluşur. Olması beklenen eylemler bazen bir koşula bağlı olur. (Eğer gidersen… Eğer gördüysen… gibi). If clauses yapısını temel olarak üç bölümde inceleyebiliriz:
Type: 0
Doğruluğunu hiçbir zaman kaybetmeyen eylemlerde “conditional 0” kullanılır. Buradaki şarta bağlı olan olay her zaman geçerlidir ve asla değişmez.

IF CLAUSE

If+simple present ,

If you mix red and yellow, (Eğer kırmızı ve sarıyı karıştırırsan)
If you heat the water, (Eğer suyu ısıtırsan)

MAIN CLAUSE

Simple present

you get orange. (turuncu elde edersin.)
it boils (kaynar.)

Type: 1
“True in the present or future” (Bu yapı gelecekle ilgili olması muhtemel, mümkün olayları anlatır.)

IF CLAUSE

If+ present simple,

 

If the weather is nice, (Eğer hava güzel olursa)
If I study, (Eğer çalışırsam)
If it doesn’t rain tomorrow, (Eğer yarın yağmur yağmazsa)
If it rains, (Eğer yağmur yağarsa)

MAIN CLAUSE

will + infinitive
modal verb
be going to

we will  sit in the garden. (oturacağız.)
I will pass the exams. (sınavları geçerim/geçeceğim)
we will go on a picnic. (pikniğe gideceğiz)
we can’t go for a picnic. (Pikniğe gidemeyiz.)

Type: 2
“Untrue (contrary to fact) In the present or future” (Şimdiki zaman ve geniş zamanla ilgili gerçekleşmeyen, “gerçekleşmesi beklenmeyen” eylemlerde kullanılır. Bu  olayların olması mümkündür, zaman henüz geçmemiştir ve geçmiş zaman eki kullanılır ama anlam olarak şimdiki zamandır.

IF CLAUSE

simple past

 

If I studied, (Çalışsaydım)
If I had enough money now (Şimdi yeterli param olsaydı)
If I didn’t have to work tomorrow (Eğer yarın çalısmak zorunda olmasaydım)
I were rich (Zengin olsam)

=MAIN CLAUSE

would + infinitive
could +infinitive
might +infinitive

I would pass the exams. (sınavları geçerdim.)
I would lend you some money. (sana biraz borç para verirdim.)
I would come to the cinema with you. (seninle sinemaya gelirdim.)
I would travel around the world. (dünyayı gezerdim.)

Type 3:
Untrue (contrary to fact) in the past(geçmişten söz ederken kullanılır.Bu yapıda iş işten geçmiş ve bunun aksinin olması artık mümkün değildir.)

IF CLAUSE

perfect,

 

If I had studied (Çalıssaydım)
If she had heard her alarm clock ring, (Eğer saatin çaldığını duysaydı/duymus olsaydı)
If you had gone to the party, (Eğer partiye gitmiş olsaydın)
If you had been driving more carefully, (Eğer daha dikkatli araba kullanıyor olsaydın)

MAIN CLAUSE

would have + past participle
could have + past participle
might have + past participle

I would have passed the exams. (sınavları gecerdim)
she wouldn’t have been late for work. (işe geç kalmazdı.)
you would have met her. (ona rastlamış olacaktın.)
you wouldn’t have hit that car. (o arabaya çarpmazdın.)

 

Unless, Provided, Providing That, As Long As/So Long As
UNLESS: -medikçe,-madıkça olumsuz bir anlama sahiptir ama bulunduğu cümle olumlu yapıdadır.

You can’t pass the exam if you don’t study. (Eğer çalışmazsan sınavı geçemezsin.)
You can’t pass the exam unless you study. (Çalışmadıkça sınavı geçemezsin.)

If you don’t hurry, you will be late. (Acele etmezsen geç kalacaksın.)
Unless you hurry, you will be late. (Acele etmedikçe geç kalacaksın.)

Provided, Providing That, As Long As/So Long As, Only If
Bu yapılar tense kuralları açısından aynı “If” gibi kullanılırlar. Ancak “if”den farklı olarak, daha güçlü bir koşul ifade ederler.
Provided / Providing (…şartıyla)They can listen to music provided / providing they disturb nobody. (Kimseyi rahatsız etmemek kaydıyla müzik dinleyebilirler.)
Suppose / Supposing that) (farz et ki…)Suppose (that) we miss the train, how else can we get there? (Farz et ki treni kaçırdık, oraya nasıl gideriz?)
On condition that (…şartıyla)You can take my car on (the) condition that you bring it back by tuesday. (salı gününe kadar geri getirmen kosuluyla arabamı alabilirsin)
“otherwise” or “or (else)” (aksi takdirde, yoksa)You have to hurry; otherwise, you will miss the bus. (Acele etmelisin yoksa otobüsü kaçıracaksın.)
As long as ( …dığı müddetçe)As long as they promise not to give any harm, the children can play in my garden. (Zarar vermemeye söz verdikleri müddetçe bahçemde oynayabilirler.)

You can pass the exam if you study hard. (Eğer çok çalısırsan sınavı geçebilirsin.)

You can pass the examonly if
provided (that)
providing (that)
as long as
so long as  
(Sınavı ancak çok çalısırsan geçebilirsin.)
you study hard.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü