English on the go Radyo yayınları

İngilizceyi yolculuk esnasında öğrenmek artık daha kolay.

Yayın ile ilgili pdf dökümanı indirmek için tıklayınız

 

 

Yayın ile ilgili pdf dökümanı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dökümanı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dökümanı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyasını indirmek için tıklayınız

Yayınla ilgili  pdf dosyayı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyayı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyayı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyayı indirmek için tıklayınız

Yayın ile ilgili pdf dosyayı indirmek için tıklayınız

Sorular
Where do you work? Nerede çalışıyorsun(uz)?
What do you do? Ne iş yapıyorsun(uz)?
What do you do for a living? Geçim için ne yapıyorsun(uz)?
Cevaplar
I work at… [Microsoft][Microsoft’ta] çalışıyorum
I’m a/an… [accountant]Ben [muhasebeciyim]
I’m unemployed Çalışmıyorum
I’m between jobs at the moment. İş bakıyorum
I’m looking for work. İş arıyorum
I’m a stay-at-home mom/dad. Ev işleriyle uğraşıyorum
I run my own business. Kendi yerimi işletiyorum
I’m a freelancer… [writer/designer/programmer] Freelance çalışıyorum [yazarım, tasarımcıyım, yazılımcıyım]
I’m retired. Emekliyim
Likes
1. I love… [soccer] [Futbolu] çok severim
2. I’m really into… [soccer] [Futbol] ile çok ilgiliyim
3. I live for… [soccer] [Futbol] için yaşıyorum
4. [soccer] is my thing. [Futbol] benim ilgi alanım
5. I’m crazy about… [soccer] [Futbola] bayılıyorum
Dislikes
6. I’m not a huge fan of… [modern art] [Modern sanatın] büyük hayranı değilim
7. [Modern art] isn’t my cup of tea. [Modern sanat] benim ilgi alanım değil
8. I don’t really care for… [modern art] [Modern sanata] çok ta ilgili değilim
9. I’m not into… [modern art] [Modern sanatla] ilgilenmiyorum
10. I can’t stand… [modern art] [Modern sanata] tahammül edemiyorum
Kendimizi tanıtırken
I just wanted to introduce myself. I’am… Kendimi tanıtmak istedim. Ben….
I don’t think we’ve met before. My name is… Sanırım daha önce karşılaşmadık. Adım…
Birilerini tanıtırken
This is… Bu…
I’d like you to meet… Size …… tanıtmak istiyorum
Have you met…? Daha önce …… ile tanıştınız mı?
I’d like to introduce you to… Size …… tanıtmak istiyorum
Tanışma memnuniyetini ifade ederken
Nice to meet you. Tanıştığımıza memnun oldum
It’s a pleasure to meet you. Sizi tanımak bir zevktir/keyiftir
Aynı şekilde memnun olduğunuzu ifade ederken
Likewise Aynı şekilde
Nice to meet you too
It’s a pleasure to meet you too
Ben de memnun oldm
Müsait olup olmadığını karşı tarafa sorarken
Are you free… [Saturday night?] [Cumartesi gece] müsait misin(iz)?
Are you doing anything… [Saturday night?] [Cumartesi gece] bişeyler yapıyor musunuz (planınız var)?
(informal) Do you wanna… [see a movie?] [film izlemek] ister misin?
(formal) Would you like to… [join me for dinner?] [akşam yemeğe katılmak] ister misiniz?
Onay verirken
Let me check my calendar Takvimimi kontrol etmeme müsaade edin
I’d love to! Seve seve!
Sounds great! Kulağa hoş geliyor!
Reddederken
I’d love to, but I have another commitment Çok isterdim, ama başka bir sözüm var
I don’t think I can Gelebileceğimi/yapabileceğimi sanmıyorum
Maybe another time Belki başka zaman
Gramer
Present Continuous in future tense (Şimdiki zamanı gelecek zamanda kullanımı)

Şimdiki zamanı kullanıp, ardından gelecek zaman ifadeleri (yarın, haftaya, vs) kullandığımızda planlı gelecekten bahsetmiş oluyoruz

Ex:
I am flying tomorrow – yarın uçuyorum

 wanna = want to

I wanna coffee – Kahve istiyorum

I wanna speak with you – Seninle konuşmak istiyorum

Let me – Müsaade / İzin verin

Let me pass – Geçmeme izin verin

Let me say – Söylememe müsaade edin

buralarda near here, around Is there any bank near here?
Buralarda herhangi bir banka var mı?
uzak far My school is too far from my home
Okulum evden çok uzak
buradan from here There is a bus service from here
Buradan otobüs servisi var

Merhaba buralarda herhangi bir güzel balık lokantası var mı? Ne kadar uzak?  

Hello, Is there a nice restaurant near here? Well, how far is it?

otobüsle by bus

by – yoluyla, vasıtasıyla (araçlar için)

 I prefer to travel by bus
Otobüsle seyahat etmeyi tercih ediyorum

yürüyerek on foot We can go to the restaurant on foot
Lokantaya yürüyerek gidebiliriz
mümkünse if possible If possible could change my room please?
Mümkünse odamı değiştirebilir misiniz?
could you… nazik rica
aramak call I will call you today
Seni bugün arayacağım
bizim için for us This present is for us
Bu hediye bizim için
iki kişilik for two people I want a table for two people
İki kişilik masa istiyorum

Ve mümkünse bizim için lokantayı arayıp 2 kişilik rezervasyon yapabilir misiniz?

And if possible, could you call a restaurant for us and make a reservation for two people?

Merhaba buralarda herhangi bir güzel balık lokantası var mı? ne kadar uzak?  

Oraya nasıl gidebiliriz otobüsle mi Taksiyle mi yoksa Yürüyerek mi?

Ve mümkünse bizim için lokantayı arayıp 2 kişilik  rezervasyon yapabilir misiniz?

Hello, Is there a nice restaurant near here? Well, how far is it?

How can we go there? by bus, by taxi or on foot?

and if possible, could you call a restaurant for us and make a reservation for two people?

kalmak stay I will stay in this room today
Bugün bu odada kalacağım
kuru temizleme servisi dry cleaning service Most hotels offer dry-cleaning service if you need an emergency clean
Acil bir temizliğe ihtiyacınız varsa çoğu otel kuru temizleme hizmeti sunar.

 

offer – sunmak
emergency – acil

Merhaba. ben 58 numaralı odada kalıyorum. Sizde kuru temizleme servisi var mı? 

Hello, I am staying in the room number 58. Do you have dry cleaning service?

önemli important It is very important subject
Bu çok önemli bir konu
spill dökmek You’ll spill that coffee if you’re not careful
Dikkatli olmazsan o kahveyi dökersin
dolayısıyla so Bugün hastayım dolayısıyla işe gelemem
I am ill today so I can not come to work

ihtiyacı olmak

gerekmek

need I need some time
Biraz zamana ihtiyacım var
ceket jacket I don’t want to buy this jacket
Bu ceketi satın almak istemiyorum

Bugün üzerime kahve döktüm ve yarın çok önemli toplantım var dolayısıyla sabah ceketime ihtiyacım olacak. 

I spilled coffee on myself today and I have very important meeting tomorrow so I will need my jacket in the morning

bırakmak leave I will leave my contacts to you
Sana iletişim bilgilerimi bırakacağım
getirmek bring Can you bring that chair?
O sandalyeyi getirebilir misin?
kahvaltıdan önce before breakfast We can meet before breakfast
Kahvaltından önce buluşamıyoruz
rica ediyorum I would ask I would ask you to speak loudly
Yüksek sesle konuşmanızı rica ediyorum

Ceketimi burada bırakıyorum, yarın kahvaltından önce odama getirmenizi rica ediyorum.

I am leaving my jacket here. I would ask you to bring my jacket tomorrow before breakfast

Merhaba. ben 58 numaralı odada kalıyorum. Sizde kuru temizleme servisi var mı? 

Bugün üzerime kahve döktüm ve yarın çok önemli toplantım var dolayısıyla sabah ceketime ihtiyacım olacak. 

Ceketimi burada bırakıyorum, yarın kahvaltından önce odama getirmenizi rica ediyorum. 

 

Hello, I am staying in the room number 58. Do you have dry cleaning service?

I spilled coffee on myself today and I have very important meeting tomorrow so I will need my jacket in the morning

I am leaving my jacket here. I would ask you to bring my jacket tomorrow before breakfast

dün yesterday We couldn’t find the store yesterday
Dün mağazayı bulamadık
mağaza store
birkaç a few
a little
some
Birkaç / Az
a few – sayılan nesneleri için:
There are a few students in the class
Sınıfta birkaç öğrenci var
a little – sayılamayan nesneleri için
There is a little milk in the bottle
Şişede az süt var
some – her ikisi için
There are some students in the class
There is some milk in the bottle
satın almak buy
purchase
I purchased the new book for 10 dollars
10 dolara yeni kitap satın aldım
defolu defective This jacket is defective, it has some holes on the sleeve
Bu ceket defolu, kolunda birkaç delik var
delik hole
küçük small – küçük
tiny – küçücük
I saw a tiny bird on the tree
Ağaçta küçücük bir kuş gördüm
alt bottom The books are on the bottom shelf
kitaplar alttaki rafta

Merhaba, ben dün bu mağazadan birkaç kıyafet satın aldım fakat bu tişört defolu, alt tarafta küçük delikler var 

Hello, I bought a few clothes from this store yesterday but this t-shirt is defective, there are tiny holes at the bottom

mümkünse if possible If possible please bring me my book
Mümkünse kitabımı getir
notice fark etmek I didin’t notice you here
Seni burada fark etmedim
istemek want I want to change this t-shirt
Bu tişörtü değiştirme istiyorum
değiştirmek change

Bunu evde farkettim. Mümkünse bu tişörtü değiştirmek istiyorum

I noticed it at home, If possible, I want to change this t-shirt

bulmak find She couldn’t find you this morning
Seni bu sabah bulamadı
bakmak look Where are you looking?
Nereye bakıyorsun?
fatura invoice She didn’t pay her last invoice
Son faturasını ödemedi

– Yanınızda fatura var mı?
– Faturayı bulamadım ama ismim Merve Demir, dün kıyafetleri saat 1 civarında satın aldım, bilgisayarınızdan bakabilirsiniz. 

– Do you have the invoice with you?
– I couldn’t find the invoice, but my name is Merve Demir. I purchased clothes  yesterday at around 1 o’clock. You can look from your computer

– Merhaba, ben dün bu mağazadan birkaç kıyafet satın aldım fakat bu tişört defolu, alt tarafta küçük delikler var. Bunu evde farkettim. Mümkünse bu tişörtü değiştirmek istiyorum

– Yanınızda fatura var mı?

– Faturayı bulamadım ama ismim Merve Demir, dün kıyafetleri saat 1 civarında satın aldım, bilgisayarınızdan bakabilirsiniz. 

– Hello, I bought a few clothes from this store yesterday but this t-shirt is defective, there are tiny holes at the bottom, I noticed it at home, If possible, I want to change this t-shirt

– Do you have the invoice with you?

– I couldn’t find the invoice, but my name is Merve Demir. I purchased clothes yesterday at around 1 o’clock, you can look from your computer

call aramak (telefonla) Somebody is calling you
Birileri seni arıyor (telefonla)
from – dan, -den
(bir yerden) oralı, …den/dan olan/gelen
Prices start from $5,95.
Fiyatlar 5,95$’dan başlıyor

His mother’s originally from Poland.
Annesi aslen Polonya’dan.
would nazikçe bir şey söylerken kullanılır Would yapının bir çok anlamı var, nazik ifade onlardan bir tanesi
Would you come with me, please?
Lütfen benimle gelir misiniz
I would like a coffee
Kahve istiyorum/isterdim
I would ask you to come
Gelmenizi rica ediyorum
ilgili/hakkında about I want to talk about you
Senin hakkında konuşmak istiyorum
Seninle ilgili konuşmak istiyorum
rezervasyon reservation I have a reservation for double room
Çift kişilik oda rezervasyonum var
the belirli tanım artıkeli İsim öncesi kullanırız. Malum, belli anlamına gelir. Türkçeye çevirirken telaffuz edilmiyor
the table – malum masa
the pen – malum kalem
a/an belirsiz tanım artıkeli İsim öncesi kullanırız, herhangi anlamına gelir
a table – herhangi bir masa
a pen – herhangi bir kalem

Merhaba sizi 35. odadan arıyorum. Odama gelmenizi rica edeceğim çünkü rezervasyonumla ilgili bir problemim var 

 Hello, I am calling you from the room number 35 I would ask you to come to my room because I have a problem about my reservation

make yapmak Düzensiz bir fiil. 2. haliyle kullanmak istersek made oluyor
I made a cake
Kek yaptım
Make ve Do arasındaki farkını buradan izleyebilirsiniz
there was/were vardı (bulunmuşluk) There was a hospital 5 years ago here
5 sene önce burada hastane vardı
sea view deniz manzarası I would like a room with a sea view
Deniz manzaralı oda istiyorum
neither…. nor…. ne…. ne de …. Neither he nor his mother will come today
Bugün ne o ne de annesi gelecek

Ben booking.com’dan rezervasyon yaptım ve odamda mutfak ve deniz manzarası vardı ama bu odada ne mutfak var ne de deniz manzarası, lütfen yardımcı olunuzVarsa, değiştirebilir misiniz lütfen?

I made the reservation from booking.com, and there were kitchen and sea view in my room, but there is neither kitchen nor sea view in this room, please help!

Merhaba sizi 35. odadan arıyorum. Odama gelmenizi rica edeceğim çünkü rezervasyonumla ilgili bir problemim var. 

 

Ben booking.com’dan rezervasyon yaptım ve odamda mutfak ve deniz manzarası vardı ama bu odada ne mutfak var ne de deniz manzarası, lütfen yardımcı olunuz

I am calling you from the room number 35 I would ask you to come to my room because I have a problem about my reservation. 

 

I made the reservation from booking.com, and there were kitchen and sea view in my room, but there is neither kitchen nor sea view in this room, please help!

excuse me afedersiniz Dikkat çekmek için
there is var

iki türlü VAR bulunuyor:

have has – sahiplik anlamında var
there is/are – bulunmuşluk anlamında var

I have a hospital in Istanbul
Istanbulda hastanem var

There is a hospital in Istanbul
Istanbulda hastane var

any herhangi

Genel olarak olumsuz veya soru cümlelerde kullanılır

There isn’t any open store – Herhangi açık bir mağaza yok

Have you any pen – Herhangi bir kalemin var mı?

sea food deniz ürünü  
countable / uncountable sayılan / sayılamayan

iki türlü nesne vardır. sayılan ve sayılamayan:

• Sayılamayan nesneler her zaman tekildedir

a/an belirsiz tanım artıkeli

isim öncesi kullanırız, herhangi anlamına gelir

a table – herhangi bir masa
a pen – herhangi bir kalem

the belirli tanım artıkeli

isim öncesi kullanırız. Malum, belli anlamına gelir. Türkçeye çevirirken telaffuz edilmiyor

the table – malum masa
the pen – malum kalem

Excuse me, is there any sea food in the meal or in the salad?

Afedersiniz yemekte veya salatada herhangi bir deniz ürünü var mı?

if yes varsa  
could you rica eki (nezaket)

nezaketen ricalarda kullanırız:

could you close? – kapatabilir misiniz?

can you rica eki (yakın çevre)

yakın veya samimi çevreden rica ederken kullanırız

can you close – kapatabilir misin?

if yes could you change please?

Varsa, değiştirebilir misiniz lütfen?

Afedersiniz yemekte veya salatada herhangi bir deniz ürünü var mı? 

Varsa değiştirebilir misiniz lütfen

Excuse me Is there any sea food in the meal or in the salad?

if yes could you change, please?

excuse me afedersiniz Dikkat çekmek için
I am sorry özür dilerim Özür dilemek için
I had bende vardı (“I have” yapının geçmiş hali)
flight to Paris Parise uçağım/uçuşum aradaki to ——> yön işaretidir. ParisE, okulA, banA, vs.
be late geç kalmak be – olmak. İngilizce’de geç oluyorum deriz – şimdiki zamanda kullandığımız zaman I am late deriz
heavy traffic jam yoğun/ağır trafik jam – reçel anlamına geliyor. Reçel yoğun olduğu için traffic jam şeklinde kullanılıyor
because of -dan dolayı because of you – senden dolayı
but ama, fakat  

Excuse me, I had a flight to Paris but I am late because of heavy traffic jam

Afedersiniz Parise uçağım vardı ama geç kaldım yoğun trafikten dolayı

please help me lütfen bana yardım edin  
have to zorunluluk eki Dışardan gelen zorunluluk ekidir. Kurallar ve/veya kanunlardan dolayı bir şey yapma zorunluluğu varsa have to kullanırız.
Ör. I have to pay my bill – Faturamı ödemek zorundayım
because çünkü  
I have bende var  
very important meeting çok önemli toplantı Bu iki kelimeyi karıştırmayın:
meet – buluşmak
meeting – toplantı

Please help me, I have to be in Paris tomorrow because I have very important meeting

Lütfen bana yardım edin, yarın Pariste olmak zorudayım çünkü çok önemli toplantım var

masraf expense expensive – dediğimiz zaman aslında masraflı diyoruz
eğer if  
there is var iki türlü VAR bulunuyor:
have has – sahiplik anlamında var
there is/are – bulunmuşluk anlamında var
I have a hospital in Istanbul
Istanbulda hastanem var
There is a hospital in Istanbul
Istanbulda hastane var
if there is an extra expense eğer ekstra masraf varsa  
hazırım I am ready Bu iki kelimeyi karıştırmayın:
ready – hazır (sıfat)
prepare – hazırlamak (fiil)
a/an belirsiz tanım artıkeli isim öncesi kullanırız, herhangi anlamına gelir
a table – herhangi bir masa
a pen – herhangi bir kalem
to pay ödemek  

If there is an extra expense, I am ready to pay

Eğer herhangi bir masraf varsa, ödemeye hazırım

Afedersiniz benim Paris uçağım vardı ama maalesef yoğun trafikten dolayı geç kaldım

Lütfen yardım edin, yarın Pariste olmam gerekiyor çünkü çok önemli toplantım var

Eğer ekstra masraf varsa, ödemeye hazırım

Excuse me, I had a flight to Paris. but I am late because of heavy traffic jam.

Please help me I have to be in Paris tomorrow because I have very important meeting 

If there is an extra expense, I am ready to pay

Bu Yayınlarda

Pdf Dosyaları
Her yayın sonrası gramer açıklamaları ve bol örnekli ders notları pdf haliyle indirebilirsiniz
Günlük Konular
7-10 dakikalık zaman zarfında ele aldığımız ve çözmeye çalıştığımız durum konuların hepsi günlük hayatımzda veya seyahat esnasında karşılaştığımız problemler.
Quizler
Yayın sonrası anlatılan kelimeleri ve konuları ne kadar anladığınızı ölçmek için küçük quizler de mevcut 🙂
Menü